Fransızca C1 Kelimeler
Fransızca C1 (i̇leri) seviyesinde en çok işine yarayacak 50 kelime: Türkçe anlamları ve günlük hayattan örnek cümlelerle. Bu seviye akademik ve profesyonel metinlerde sık geçen, nüans taşıyan ve resmi dilde kullanılan kelimeler.
Listeyi okumak yetmez: WhateverYouLearn bu kelimeleri kelime kartlarına, eşleştirme ve yazma alıştırmalarına çevirir, unutmadan önce tekrar ettirir.
50 kelimelik Fransızca C1 listesi
| Kelime | Tür | Türkçe anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| abondant | sıfat | bol | Les pluies ont été abondantes cette année.Bu yıl yağışlar bol oldu. |
| prôner | fiil | savunmak, öğütlemek | Il prône le dialogue entre les cultures.Kültürler arası diyaloğu savunuyor. |
| prétendument | zarf | sözde, iddiaya göre | Il était prétendument malade.Sözde hastaymış. |
| ambigu | sıfat | belirsiz, iki anlamlı | Sa réponse est restée ambiguë.Cevabı belirsiz kaldı. |
| anticiper | fiil | önceden görmek, öngörmek | Il faut anticiper les difficultés.Zorlukları önceden görmek gerek. |
| arbitraire | sıfat | keyfi | Cette mesure semble arbitraire.Bu önlem keyfi görünüyor. |
| cohérent | sıfat | tutarlı | Son raisonnement est cohérent.Akıl yürütmesi tutarlı. |
| convaincant | sıfat | ikna edici | Ses arguments sont convaincants.Argümanları ikna edici. |
| exhaustif | sıfat | kapsamlı, eksiksiz | Voici une liste exhaustive.İşte eksiksiz bir liste. |
| concevoir | fiil | tasarlamak; kavramak | Ce bâtiment a été conçu par un célèbre architecte.Bu bina ünlü bir mimar tarafından tasarlandı. |
| la contrainte | isim | kısıtlama, zorunluluk | Nous travaillons sous de fortes contraintes.Ağır kısıtlamalar altında çalışıyoruz. |
| la mise en œuvre | isim | uygulama, hayata geçirme | La mise en œuvre du projet prendra un an.Projenin hayata geçirilmesi bir yıl sürecek. |
| conventionnel | sıfat | geleneksel | Il préfère les méthodes conventionnelles.Geleneksel yöntemleri tercih ediyor. |
| se dégrader | fiil | kötüleşmek, bozulmak | La situation s'est dégradée.Durum kötüleşti. |
| amoindrir | fiil | azaltmak, küçültmek | Rien ne peut amoindrir son mérite.Hiçbir şey onun değerini azaltamaz. |
| l'écart | isim | fark, uçurum | L'écart entre riches et pauvres augmente.Zenginlerle yoksullar arasındaki uçurum artıyor. |
| minutieux | sıfat | titiz, ayrıntılı | Il a fait un travail minutieux.Titiz bir iş çıkardı. |
| éloquent | sıfat | etkili konuşan; anlamlı | Son silence était éloquent.Sessizliği her şeyi anlatıyordu. |
| cautionner | fiil | desteklemek, onaylamak | Je ne cautionne pas ce comportement.Bu davranışı onaylamıyorum. |
| exploiter | fiil | sömürmek; işletmek | Il faut exploiter toutes les possibilités.Tüm olanaklardan yararlanmak gerek. |
| faisable | sıfat | yapılabilir | Ce projet est tout à fait faisable.Bu proje tamamen yapılabilir. |
| fluctuer | fiil | dalgalanmak | Les prix fluctuent beaucoup.Fiyatlar çok dalgalanıyor. |
| entraver | fiil | engellemek | La neige a entravé la circulation.Kar trafiği engelledi. |
| les retombées | isim | sonuçlar, yansımalar | Les retombées économiques sont positives.Ekonomik yansımalar olumlu. |
| l'incitation | isim | teşvik | Le gouvernement propose des incitations fiscales.Hükümet vergi teşvikleri sunuyor. |
| inhérent | sıfat | doğasında olan | Les risques inhérents au métier sont réels.Mesleğin doğasındaki riskler gerçek. |
| l'intégrité | isim | dürüstlük, bütünlük | Personne ne doute de son intégrité.Dürüstlüğünden kimse şüphe etmiyor. |
| intervenir | fiil | müdahale etmek; söz almak | La police a dû intervenir.Polis müdahale etmek zorunda kaldı. |
| méticuleux | sıfat | titiz | Elle est méticuleuse dans son travail.İşinde çok titiz. |
| la notion | isim | kavram, fikir | Il n'a aucune notion du danger.Tehlike kavramı hiç yok. |
| en dépit de | edat | -e rağmen | En dépit des difficultés, nous avons continué.Zorluklara rağmen devam ettik. |
| percevoir | fiil | algılamak; (para) almak | Comment percevez-vous la situation ?Durumu nasıl algılıyorsunuz? |
| plausible | sıfat | akla yatkın | Son explication paraît plausible.Açıklaması akla yatkın görünüyor. |
| majoritairement | zarf | çoğunlukla, ağırlıklı olarak | Le public était majoritairement jeune.İzleyiciler çoğunlukla gençti. |
| l'emporter | fiil | galip gelmek, ağır basmak | La raison l'a emporté sur la colère.Akıl öfkeye galip geldi. |
| profond | sıfat | derin | Ce livre m'a fait une profonde impression.Bu kitap üzerimde derin bir izlenim bıraktı. |
| concilier | fiil | bağdaştırmak, uzlaştırmak | Il est difficile de concilier travail et famille.İş ve aileyi bağdaştırmak zor. |
| renforcer | fiil | güçlendirmek, pekiştirmek | La répétition renforce la mémoire.Tekrar hafızayı güçlendirir. |
| résilient | sıfat | dayanıklı, çabuk toparlanan | Les enfants sont souvent résilients.Çocuklar çoğu zaman dayanıklıdır. |
| le recul | isim | mesafe, geri çekilip bakma | Il faut prendre du recul pour bien juger.İyi değerlendirmek için biraz geri çekilip bakmak gerek. |
| sceptique | sıfat | şüpheci | Je reste sceptique.Şüpheciliğimi koruyorum. |
| ultérieur | sıfat | sonraki | La réunion est reportée à une date ultérieure.Toplantı ileri bir tarihe ertelendi. |
| substantiel | sıfat | önemli, esaslı | Il a reçu une augmentation substantielle.Önemli bir zam aldı. |
| s'attaquer à | fiil | ele almak, mücadeleye girişmek | Le gouvernement doit s'attaquer au chômage.Hükümet işsizlikle mücadele etmeli. |
| saper | fiil | baltalamak | Ces critiques sapent sa confiance.Bu eleştiriler özgüvenini baltalıyor. |
| sans précédent | sıfat | eşi görülmemiş | C'est une crise sans précédent.Eşi görülmemiş bir kriz. |
| viable | sıfat | uygulanabilir, yaşayabilir | C'est une solution viable.Uygulanabilir bir çözüm. |
| vulnérable | sıfat | savunmasız, hassas | Les personnes âgées sont plus vulnérables.Yaşlılar daha savunmasız. |
| justifier de | fiil | belgelemek, kanıtlamak | Vous devez justifier de votre identité.Kimliğinizi belgelemelisiniz. |
| en revanche | zarf | buna karşılık | Il est timide ; en revanche, sa sœur est très ouverte.O utangaç; buna karşılık kız kardeşi çok dışa dönük. |
Bu listeyi uygulamada çalış: Kendi İçeriğini Getir → Kelime Listesi'ne yapıştır, birkaç saniyede sana özel bir derse dönüşsün. İstediğin zaman yeni kelime ekleyebilirsin.
Diğer Fransızca seviyeleri
Diğer dillerde C1 kelimeler
Sık sorulanlar
Fransızca C1 seviyesi ne demek?
C1, Avrupa Dilleri Ortak Çerçevesi'nde (CEFR) i̇leri seviyedir: akademik ve profesyonel metinlerde sık geçen, nüans taşıyan ve resmi dilde kullanılan kelimeler.
Bu kelimeleri nasıl kalıcı öğrenirim?
Kelimeyi tek başına değil cümle içinde, sesli tekrar ederek ve birkaç gün arayla yeniden görerek çalışmak en etkili yoldur (aralıklı tekrar). WhateverYouLearn bu listeyi kelime kartı, eşleştirme, yazma ve boşluk doldurma alıştırmalarına çevirir; unutmak üzere olduğun kelimeyi tekrar önüne getirir.
Listeyi uygulamaya nasıl eklerim?
Uygulamada Kendi İçeriğini Getir → Kelime Listesi'ni seç ve bu sayfadaki kelimeleri yapıştır. Kayıt olurken Fransızca ve C1 seçersen ilk dersin zaten bu seviyede hazır gelir.