Fransızca C2 Kelimeler
Fransızca C2 (uzman) seviyesinde en çok işine yarayacak 50 kelime: Türkçe anlamları ve günlük hayattan örnek cümlelerle. Bu seviye edebi, akademik ve çok resmi metinlerde karşılaşılan, ana dile yakın ustalık gerektiren kelimeler.
Listeyi okumak yetmez: WhateverYouLearn bu kelimeleri kelime kartlarına, eşleştirme ve yazma alıştırmalarına çevirir, unutmadan önce tekrar ettirir.
50 kelimelik Fransızca C2 listesi
| Kelime | Tür | Türkçe anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| acquiescer | fiil | onaylamak, razı olmak | Il a acquiescé d'un signe de tête.Başıyla onayladı. |
| pallier | fiil | gidermek, telafi etmek | Il faut pallier le manque de personnel.Personel eksikliğini gidermek gerek. |
| remédier à | fiil | çare bulmak, düzeltmek | Nous allons remédier à ce problème.Bu soruna çare bulacağız. |
| l'anomalie | isim | anormallik | On a détecté une anomalie.Bir anormallik tespit edildi. |
| l'antithèse | isim | karşıt, tam tersi | Il est l'antithèse de son père.Babasının tam tersi. |
| assidu | sıfat | devamlı, gayretli | C'est un élève assidu.Gayretli bir öğrenci. |
| démentir | fiil | yalanlamak | Le ministre a démenti la rumeur.Bakan söylentiyi yalanladı. |
| le brouhaha | isim | uğultu, gürültü | On n'entendait rien dans le brouhaha.Uğultudan hiçbir şey duyulmuyordu. |
| versatile | sıfat | değişken, dönek | L'opinion publique est versatile.Kamuoyu değişkendir. |
| contourner | fiil | etrafından dolaşmak, atlatmak | Ils ont contourné la loi.Yasayı atlattılar. |
| le casse-tête | isim | baş ağrıtan sorun, bilmece | Organiser ce voyage est un vrai casse-tête.Bu yolculuğu organize etmek tam bir baş ağrısı. |
| corroborer | fiil | doğrulamak | Les faits corroborent son témoignage.Olgular ifadesini doğruluyor. |
| débilitant | sıfat | güçten düşüren | C'est une maladie débilitante.Güçten düşüren bir hastalık. |
| néfaste | sıfat | zararlı, uğursuz | Le tabac est néfaste pour la santé.Tütün sağlığa zararlıdır. |
| didactique | sıfat | öğretici | Le ton du livre est trop didactique.Kitabın tonu fazla öğretici. |
| disparate | sıfat | uyumsuz, birbirinden farklı | C'est un ensemble disparate.Birbirine uymayan bir bütün. |
| flagrant | sıfat | apaçık, göze batan | C'est une injustice flagrante.Apaçık bir adaletsizlik. |
| éphémère | sıfat | geçici, kısa ömürlü | Le succès fut éphémère.Başarı kısa ömürlü oldu. |
| la sérénité | isim | dinginlik, huzur | Elle a accueilli la nouvelle avec sérénité.Haberi dinginlikle karşıladı. |
| exacerber | fiil | şiddetlendirmek | La crise a exacerbé les tensions.Kriz gerginlikleri şiddetlendirdi. |
| pointilleux | sıfat | kılı kırk yaran, titiz | Il est très pointilleux sur l'orthographe.Yazım konusunda kılı kırk yarar. |
| fortuit | sıfat | tesadüfi | Notre rencontre était fortuite.Karşılaşmamız tesadüfiydi. |
| sociable | sıfat | sosyal, girişken | C'est quelqu'un de très sociable.Çok sosyal biri. |
| singulier | sıfat | tuhaf, kendine özgü | Il a une manière singulière de parler.Kendine özgü bir konuşma tarzı var. |
| imperméable | sıfat | su geçirmez; etkilenmez | Il semble imperméable à la critique.Eleştiriden etkilenmiyor gibi. |
| incongru | sıfat | yersiz, uygunsuz | Sa remarque était incongrue.Yorumu yersizdi. |
| infatigable | sıfat | yorulmak bilmez | C'est un voyageur infatigable.Yorulmak bilmez bir gezgin. |
| anodin | sıfat | önemsiz, zararsız | C'était une question anodine.Zararsız bir soruydu. |
| intransigeant | sıfat | uzlaşmaz | Il reste intransigeant sur ce point.Bu konuda uzlaşmaz kalıyor. |
| juxtaposer | fiil | yan yana koymak | Le peintre juxtapose des couleurs vives.Ressam canlı renkleri yan yana koyuyor. |
| laconique | sıfat | az ve öz | Il m'a envoyé un message laconique.Bana kısa ve öz bir mesaj gönderdi. |
| magnanime | sıfat | yüce gönüllü | Il s'est montré magnanime avec ses adversaires.Rakiplerine karşı yüce gönüllü davrandı. |
| atténuer | fiil | hafifletmek | Ce médicament atténue la douleur.Bu ilaç ağrıyı hafifletiyor. |
| désinvolte | sıfat | umursamaz, rahat | Son attitude désinvolte a choqué tout le monde.Umursamaz tavrı herkesi şaşırttı. |
| occulter | fiil | gizlemek, örtbas etmek | Le rapport occulte certains faits.Rapor bazı olguları gizliyor. |
| obséquieux | sıfat | dalkavuk, aşırı saygılı | Le serveur était presque obséquieux.Garson neredeyse dalkavukça davranıyordu. |
| le paradigme | isim | paradigma | Nous assistons à un changement de paradigme.Bir paradigma değişimine tanık oluyoruz. |
| pernicieux | sıfat | sinsi, zararlı | Cette idée a des effets pernicieux.Bu fikrin sinsi etkileri var. |
| pragmatique | sıfat | pragmatik, gerçekçi | Il faut être pragmatique.Gerçekçi olmak gerek. |
| précaire | sıfat | güvencesiz, kırılgan | Il vit dans une situation précaire.Güvencesiz bir durumda yaşıyor. |
| la prolifération | isim | çoğalma, yayılma | On observe une prolifération des écrans.Ekranların hızla çoğaldığı görülüyor. |
| par excellence | zarf | tam anlamıyla, en mükemmel örneği | Paris est la ville romantique par excellence.Paris tam anlamıyla romantik bir şehirdir. |
| récalcitrant | sıfat | inatçı, söz dinlemez | Il a dû convaincre un client récalcitrant.İnatçı bir müşteriyi ikna etmek zorunda kaldı. |
| répudier | fiil | reddetmek, kabul etmemek | Il a répudié ses anciennes idées.Eski fikirlerini reddetti. |
| confiant | sıfat | güvenen, umutlu | Je suis confiant pour l'avenir.Gelecekten umutluyum. |
| l'heureux hasard | isim | güzel tesadüf | Un heureux hasard nous a réunis.Güzel bir tesadüf bizi bir araya getirdi. |
| superflu | sıfat | gereksiz, fazla | Supprimez les mots superflus.Gereksiz kelimeleri silin. |
| tenace | sıfat | azimli, inatçı | C'est une femme tenace.Azimli bir kadın. |
| omniprésent | sıfat | her yerde var olan | La publicité est omniprésente.Reklam her yerde. |
| entériner | fiil | onaylamak, resmîleştirmek | Le conseil a entériné la décision.Kurul kararı onayladı. |
Bu listeyi uygulamada çalış: Kendi İçeriğini Getir → Kelime Listesi'ne yapıştır, birkaç saniyede sana özel bir derse dönüşsün. İstediğin zaman yeni kelime ekleyebilirsin.
Diğer Fransızca seviyeleri
Diğer dillerde C2 kelimeler
Sık sorulanlar
Fransızca C2 seviyesi ne demek?
C2, Avrupa Dilleri Ortak Çerçevesi'nde (CEFR) uzman seviyedir: edebi, akademik ve çok resmi metinlerde karşılaşılan, ana dile yakın ustalık gerektiren kelimeler.
Bu kelimeleri nasıl kalıcı öğrenirim?
Kelimeyi tek başına değil cümle içinde, sesli tekrar ederek ve birkaç gün arayla yeniden görerek çalışmak en etkili yoldur (aralıklı tekrar). WhateverYouLearn bu listeyi kelime kartı, eşleştirme, yazma ve boşluk doldurma alıştırmalarına çevirir; unutmak üzere olduğun kelimeyi tekrar önüne getirir.
Listeyi uygulamaya nasıl eklerim?
Uygulamada Kendi İçeriğini Getir → Kelime Listesi'ni seç ve bu sayfadaki kelimeleri yapıştır. Kayıt olurken Fransızca ve C2 seçersen ilk dersin zaten bu seviyede hazır gelir.